TOPLUMCU GERÇEKÇİLİK NEDİR ?

Toplumcu gerçekçilik Sosyalist edebiyatın bir ürünü olarak Rusya’da ortaya çıkmıştır. Köken olarak Sanayi devriminin gerçekleşmesine kadar götürülebilir. Çünkü sanayi devrimi ilk kez zengin – fakir ayrımı derin boyutlara ulaşmıştır. Zengin daha da zengin olurken fakir daha da fakirleşmiştir. Bu da kapitalist düzenin ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Toplumcu gerçekçiler  ezilen, hor görülen bu fakir kesimin sorunlarını dile getirmeyi amaçlamışlardır. Sosyalizm temelli olduğu için ideolojiyi de içinde barındırır.

TOPLUMCU GERÇEKÇİLİK TARİHİ

1. Dünya Savaşı öncesi ve sırasında Rusya’da savaş aleti üretimine hız verilmesi işçilerin birçok haktan mahrum edilmesine sebep olmuştur. İşçilerin insanlık dışı muameleler görmesi ( özellikle gemi üretiminde ) sessiz de olsa halk arasında dillendirilmeye başlanmıştır. Ta ki Maksim Gorki gibi yazarların aynı Fransız ihtilali örneğinde olduğu gibi bu durumu eserlerinde dile getirmeye başlamasıyla bu sessiz direniş devam etmiştir.

Gorki’nin “Ana”  adlı eseri başta olmak üzere bu dönemde kaleme alınan bir çok eser Rusya’da meşhur Ekim Devrimi‘nin gerçekleşmesinde en önemli paya sahip olmuşlardır. Böylece Ekim 1917’de Çarlık Rusya yıkılarak Sosyalist Rusya kurulmuştur. Bu tarihler arasında ortaya konulan eserler ise toplumcu gerçekçiliğin ilk örneklerini oluşturur. Maksim Gorki’nin Ana adlı eseri bunun ilk örneklerindendir.

TOPLUMCU GERÇEKÇİ EDEBİYATIN GENEL ÖZELLİKLERİ

  • Bu edebiyatın en önemli özelliği toplumcu oluşudur. Ezilen halk, köylü ya da işçi kapitalizmin dışavurumu olan patron, ağa ya da beylere karşı savunulmaya çalışılmıştır.
  • Ezilen insanların koruyuculuğunu üstlendiği ve onların sorunlarını dile getirdiği için Hümanizm akımından etkilendikleri söylenebilir.
  • “Sanat toplum içindir.” anlayışına uygun eserler verilmiştir.
  • Toplumcu gerçekçi edebiyatta şiir serbest nazım benimsenmiştir.
  • Bu edebiyat Sosyalizm temelli olduğu için roman, hikaye, şiir gibi tüm alanlarda Marksist ideolojiyi aktarmak için bir araç olarak kullanılmıştır.
  • Rus edebiyatının en büyük sosyalist isimlerinden olan Mayakovski‘nin izlerini taşır.
  •  Sosyalistlere göre sanat “her türlü dinsel ve töresel bağlardan kurtarılarak yapılabilir.”
  • Marksist & Sosyalist görüşleri anlatma kaygısı olduğundan eğitici bir edebiyat rolü üstlenir.
  • Edebiyatımızda Toplumsal gerçekçiliğin ilk örneklerini Nazım Hikmet vermiştir. Nazım Hikmet, Rusya’daki eğitimi sırasından Mayakovski‘den etkilenmiş ve onun görüşlerini benimsemiştir.

TOPLUMCU GERÇEKÇİ YAZARLAR

Toplumcu Gerçekçi Roman ve Hikaye Yazarları

Kemal Tahir : Eserlerinde ele aldığı başlıca konuları Kurtuluş Savaşı, cezaevi ve eşkiya menkıbeleri oluşturur.  Çukurova yazarlarındandır.

Eserleri : Esir Şehrin İnsanları – Esir Şehrin Mahpusu – Hür Şehrin İnsanları , Yorgun Savaşçı , Devlet Ana

Orhan Kemal : Hayatında bir şekilde yer edinen tüm insanları eserlerinde konu etmiştir. Çukurova yazarlarındandır.

Eserleri : Murtaza , Hanımın Çiftliği

Yaşar Kemal : Çocukken yaşadıkları göç ve babasının gözleri önünde öldürülmesi sanat hayatını şekillendiren en önemli olayların başında gelir. Çukurova yazarlarındandır. Özellikle Çukurova yöresindeki mevsimlik işçilerin sorunlarını derinlemesine ele almıştır.

Eserleri : İnce Memet , Yer Demir Gök Bakır , Teneke

Fakir Baykurt : Diğer toplumsal gerçekçi yazarlarda olduğu gibi Fakir Baykurt’ta köylü insanların sorunları üzerinde durmuştur.

Eserleri : Yılanların Öcü , Tırpan


NOT :   Nobel ödüllü yazar M. Şolohov , toplumsal gerçekçilikle ilgili şunları söylemiştir :

Okuyucuya namuslu söz söylemek, halka doğruyu anlatmak, gerçeği anlatırken kimi zaman sert ama her zaman yürekli olmak, insanların yüreğine gelecek adına, kendi güçleri adına, geleceği biçimlendirmedeki yetenekleri adına güçlü inanç satmak. Bütün dünyada barış için mücadele etmek ve yazdıkları kanalıyla yazılarının ulaşabileceği her yerde barış savaşçıları yetiştirmek, insanları ilerlemek için duydukları soylu ve doğal isteklerinde birleştirmek. Sanat, insanların kafalarını ve yüreklerini etkileyecek büyük güce sahiptir. Bir insanın sanatçı tanımına hak kazanması için, bu gücü, insanların ruhunda güzeli yaratmaya yönelmesi, insanlığın iyiliğine yöneltmesi gerektiğine inanıyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz