Hayatı

1933 yılında Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde dünyaya gelmiştir. Babası Yasin Bey annesi Emine Hanım’dır. Babası Yasin Bey, I. Dünya Savaşı’nda Kafkas cephesinde Ruslara esir düşmüştür. Tüccarlık yapan Yasin Bey’in ilk zamanlarda durumu iyi olsa da savaşın ve devletin durumu onları da etkilemiş, Yasin Bey mal varlıklarını satmak zorunda kalarak Elazığ’ın Maden ilçesine göç etmek zorunda kalmışlardır.

Mistik bir şair olan Sezai Karakoç’un sanatçılığını derinden etkileyen olay ise Maden’de gerçekleşmiştir. Karakoç bu durumu :

Ahmet Hamdi Tanpınar ‘Antalyalı genç kıza mektup’ yazısında ilk sanat zevkini Ergani madeninde 2-3 yaşlarında bir kış günü pencereden izlediği kar yağışı olarak algıladığını söyler. Bende ilk sanat algılarımı Maden’de aldım diyebilirim

sözleriyle açıklamıştır. Maden’de bir gece Cinlerin düğün yaptığını görmüş ya da gördüğünü sanmıştır Karakoç ve bu durum onun tüm sanat hayatını etkileyecektir.

İlk okulu 1944’te tamamlayan şair; 1947’de orta okulu 1950’de ise lise eğitimini tamamladıktan sonra Felsefe okuma arzusuyla İstanbul’a gelmiştir. Ancak babası Yasin Bey, oğlunun dindar bir şekilde yetişmesini istemiş ve onun İlahiyat fakültesine gitmesini istemiştir. Ancak Karakoç, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesini kazanmış ve burslu olması sebebiyle hayallerini bırakarak Ankara’ya Siyasal okumaya gelmiştir. Şairin siyasi hayatının ilk basamağını ise bu fakülte oluşturmuştur. Şair , devlet tarafından kapatılan ancak isim değiştirerek  tekrar kurulacak olan Diriliş Partisi’nin ilk düşüncelerine de burada sahip olmuştur.

Edebi Hayatı

Sezai KARAKOÇ’un şiirle ilk tanışması burslu okuduğu Maraş Lisesi’nde olmuş, daha orta okuldayken Divan edebiyatı şiirlerini ezberlemeye başlamıştır. Yine aynı yıllarda Mevlana’nın Mesnevisini anlamaya çalışan şair, farkında olmadan edebi hayatının da ilk adımlarını atmıştı.

Lise yıllarında Necip Fazıl hayranlığı yaşayan sanatçı tüm cesaretini toplayarak Necip Fazıl’a bir mektup yollamış ve bu mektuba da “SABIR” adlı şiirini eklemiştir. Şair bu mektup da asıl ismini gizleyerek Mehmet Leventoğlu imzasıyla mektubunu yollamıştır. Leventoğlu ailesinin lakabıdır.

Büyük Doğu dergisine yollanan 300 şiir arasında sadece Sezai Karakoç’un Sabır şiiri, birinci seçilmiş ve dergide yayınlamıştır.

[expander_maker id=”1″ more=”Devamı” less=”Kısalt”]

Sabır

Yeter

Bunca sabır!

Kır

Hududu

Mehmedim!

Kader

Dokudu

Kilim;

Ser

Odaya!

İlim:

Merdiven daya

Çık aya!

İman:

Al eline bastonu;

Sonu

Sonsuz(a)

Yürü

Sürü sürü

(Yalan)ı yara yara

Var (Var)a.

Şair’i Sezai KARAKOÇ yapan olay ise üniversite yıllarında aynı sınıfta yer aldığı Muazzez AKKAYA ile tanışmasıyla olur. İçinde gizli bir aşk büyüten şair , çekingen olması sebebiyle bir türlü Muazzez Hanım’a duygularını dile getiremez. Kendini iyiden iyi şiire verir ve Muazzez Hanım’a şiirler yazar. Bunlardan en meşhuru ise Akrostiş sanatıyla yazdığı Mona Rosa ve Muazzez Hanım’ın masa tenisini çok sevdiğini vurgulamak için yazdığı Ping Pong Masası‘dır.

Mona Rosa

Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak.

Kanadı kırık kuş merhamet ister.

Ah senin yüzünden kana batacak.

Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

*

Ulur aya karşı kirli çakallar,

Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa.

Mona Rosa bugün bende bir hal var.

Yağmur iri iri düşer toprağa,

Ulur aya karşı kirli çakallar.

*

Açma pencereni perdeleri çek,

Mona Rosa seni görmemeliyim.

Bir bakışın ölmem için yetecek.

Anla Mona Rosa ben bir deliyim.

Açma pencereni perdeleri çek.

*

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi,

Bende çıkar güneş aydınlığına.

Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi.

Seni hatırlatır her zaman bana.

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.

*

Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.

Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,

Işıksız ruhumu sallar da durur.

Zambaklar en ıssız yerlerde açar.

*

Ellerin, ellerin ve parmakların

Bir nar çiçeğini eziyor gibi.

Ellerinden belli oluyor bir kadın,

Denizin dibinde geziyor gibi.

Ellerin, ellerin ve parmakların.

*

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.

Saat on ikidir söndü lambalar

Uyu da turnalar girsin rüyana,

Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar.

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.

*

Akşamları gelir incir kuşları,

Konarlar bahçemin incirlerine.

Kiminin rengi ak kiminin sarı.

Ah beni vursalar bir kuş yerine.

Akşamları gelir incir kuşları.

*

Ki ben Mona Rosa bulurum seni

İncir kuşlarının bakışlarında.

Hayatla doldurur bu boş yelkeni.

O masum bakışların su kenarında.

Ki ben Mona Rosa bulurum seni.

*

Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.

Henüz dinlemedin benden türküler.

Benim aşkım sığmaz öyle her saza.

En güzel şarkıyı bir kurşun söyler.

Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.

*

Artık inan bana muhacir kızı,

Dinle ve kabul et itirafımı.

Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı

Alev alev sardı her tarafımı.

Artık inan bana muhacir kızı.

*

Yağmurdan sonra büyürmüş başak,

Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.

Bir gün gözlerimin ta içine bak

Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.

Yağmurdan sonra büyürmüş başak.

*

Altın bilezikler o kokulu ten

Cevap versin bu kuş tüyüne.

Bir tüy ki can verir gülümsesen,

Bir tüy ki kapalı geceye güne.

Altın bilezikler o kokulu ten.

Özellikle Mona Rosa şiiri çok ünlenen şairin bu şiirinin ilk nasıl duyulduğu hakkında çeşitli görüşler yer almaktadır. Kimi görüşe göre okulun mezuniyet töreninde şiirini okumuş kimilerine göre ise okulun kır gezisinde okumuştur. Ancak bir gerçek var ki şiir dönemin en önemli dergilerinden biri olan Hisar dergisi tarafından da oldukça başarılı bulunarak yayınlamıştır.

Karakoç’un bu şiirinde onun tüm şiir anlayışını görmek mümkündür. Şair daha önce hiç kulanılmayan kavramlara hiç yüklenilmeyen anlamlar yüklemiş ve mistik şiir anlayışını bu şiiri ile zirveye taşımıştır. Ancak Muazzez Akkaya için yazıldığı iddialarını reddetmiştir. O her ne kadar reddetse de şiirdeki akrostiş Muazzez Akkaya ismini gözler önüne sermektedir.

Bunların haricinde Sezai Karakoç – Kar ve Sezai Karakoç – Köşe adlı eserleri de geniş okur kitlesine ulaşmayı başarmıştır.

Aileden gelen dini hassasiyetle Peygamber efendimiz için yazmış olduğu Ey Sevgili şiiri de özellikle son zamanlarda oldukça popülerlik kazanmıştır.

İkinci Yeni

Sezai Karakoç ve Cemal Süreya aynı sınıfta okuyan iki şair , iki dost ve aynı kadına aşık olan iki maşuktu. Bu aşkın onların arasını bozmaya gücü yetmedi ve ilerleyen yıllarda bu iki dost ” İKİNCİ YENİ” topluluğunu kuracaklardı. Aslında bu topluluk Cemal Süreya’nın Karakoç’un Balkon şiirini izinsiz gazetelerde yayınlatmasıyla bir nevi kendiliğinden oluşacaktı. Çünkü tüm dikkatleri üzerine çeken şiir Karakoç’un bir kez daha ün kazanmasını sağlamış ve insanlar tarafından Garip akımına ilk karşı çıkış olarak adlandırılmaya başlanmıştı. Bunun üzerine ” İkinci Yeni” şiirinin temelleri ortaya çıkmıştı.

Balkon

Çocuk düşerse ölür çünkü balkon,

Ölümün cesur körfezidir evlerde.

Yüzünde son gülümseme kaybolurken çocukların,

Anneler anneler elleri balkonların demirinde.

*

İçimde ve evlerde balkon,

Bir tabut kadar yer tutar.

Çamaşırlarınızı asarsınız hazır kefen,

Şezlongunuza uzanın ölü.

*

Gelecek zamanlarda,

Ölüleri balkonlara gömecekleri

İnsan rahat etmeyecek,

Öldükten sonra da.

*

Bana sormayın böyle nereye,

Koşa koşa gidiyorum,

Alnından öpmeye gidiyorum,

Evleri balkonsuz yapan mimarları.

Kısacası Sezai Karakoç sözleri , şiirleri , siyasi ve edebi hayatıyla yakın geçmişimizi en derinden etkileyen isimlerin başında gelmiştir.

Sezai Karakoç’un hayatının tüm ayrıntısı için bağlantıyı tıklamanız yeterli.

Tüm Yönleriyle Sezai Karakoç

[/expander_maker]

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz