ŞİNASİ – ŞAİR EVLENMESİ

Tanzimat edebiyatının kurucu ismi İbrahim Şinasi’nin tiyatro türündeki eseridir.

Edebiyatımızda Batılı anlamda yazılan ilk tiyatro olarak kabul edilir.

Eser her ne kadar yazılan ilk tiyatro eseri olarak kabul görse de oynanan yani sahnelenen ilk tiyatro eseri Namık Kemal‘in Vatan Yahut Silitre adlı eseri olmuştur.

Eserin özetine bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz. Şinasi’nin hayatı içinse bu bağlantıyı tıklayınız.

ŞAİR EVLENMESİ KONUSU

Şair Evlenmesi’nin görünen konusu Türk toplumunda yaygın evlenme biçimi olan “görücü usulüyle evliliktir. Ancak görücü usulüyle evlilik adı altında Türk toplumunun genel geçer töreleri eleştirilmektedir.

AVRUPA’YA GİDEN ÖĞRENCİLER

Osmanlı’nın yaptığı en büyük hata Avrupa’ya öğrenci gönderirken onları herhangi bir şekilde takipten uzak, başı boş bırakmış olmasıdır. Tanzimat dönemi olarak adlandırılan ve ilk öğrencilerin Avrupa’ya özellikle Paris’e gönderildiği dönemde bahsi geçen öğrenciler birer Avrupa hayranı olmuş, özlerini kaybetmiş ve birer yabancı gibi ülkelerine geri dönmüşlerdir.

Onların bu Avrupa hayranlığı git gide artarken bir yandan da kendileri bünyesinde tüm Türk toplumunu ve geri kalmış devleti hor görme hissiyatları uyanmıştır. Bunu günümüzde köyünden çıkıp da büyük bir şehre üniversite eğitimi için giden ve geri döndüğünde ailesini, arkadaşlarını beğenmeyen bir çocuğa benzetebiliriz.

Avrupa’dan geri dönen öğrenciler toplumu beğenmemeye başlamış, daha da öteye giderek kendilerini ve Türk toplumunu ezik görmeye başlamışlardır.

Bir süre sonra bu durumu sorgulayan ve bir cevap arayan bu kesim, Türk toplumunun ve devletin geri kalmasına sebep olarak Doğu‘yu suçlamışlardır. Onların bahsettiği Doğu, yön olan doğudan başka her şeydir. Araplarla ve Farslarla olan münasebet, kurulan medeniyet, yiyecekler – içecekler, kıyafetler … sayamayacağımız binlerce şey islam dahi onlar için artık Doğu’dur. Geri kalmışlığın tek sebebidir ve derhal bunlar terk edilmelidir. Düşüncesine kapılmışlardır.

Onların, geri kalmışlığa sebep olarak Doğu’yu görmeleri bir süre sonra işi o kadar farklı boyutlara taşımıştır ki divan edebiyatı bünyesinde yazılan her türlü eseri, vezni ve sanatlı sözleri de eleştirmeye başlamışlardır.

Çünkü divan edebiyatı Arap edebiyatıdır. Araplar ise Doğuludur. Yani gerilememize ön ayak olan kişilerdir gözüyle bakılmıştır. Bir edebiyat türü acımasızca eleştirilmiştir.

Tüm yaşanılanlar kafalarda karışıklığa yol açmış Ziya Paşa gibi devrin önde gelen isimleri bu kafa karışlığını derinden hissetmiştir. Ziya Paşa’nın bu durumu ile ilgili makale için tıklayınız.

Jöntürk adıyla andığımız bu fikri yapıdaki öğrenci grubu ise bu durumu düzeltmek için edebiyatı araç olarak kullanmış ve özellikle tiyatro eserlerinde bu düşünceleri yayma çabasına girmişlerdir.

Çünkü tiyatro birçok duyu organının işin içine karıştığı, verilmek istenen mesajların en güzel verildiği bir türdü. Şinasi’de Şair Evlenmesi’nde bu yapıyı oldukça güzel vermeye çalışmıştır.

ŞAİR EVLENMESİ İNCELEMESİ

Şair evlenmesinde genel olarak görücü usulüyle evlilik ele alınır. Ancak eleştiri yapısı sadece bu evlilik şekli değil toplumdaki insanların çıkarları için nasıl yalan söylediğini göstermesi bakımından önemlidir. Çünkü bu yalanı sadece cahil – eğitimsiz kişiler değil eğitim görmüş – aydın adı verilen kişiler de yapmaktadır.

Avrupa’da sevgili olarak birbirini tanıyan ve evliliklerini bu şekilde yapan insanlar sanatçının hoşuna gitmiş olacak ki Türk toplumunun bin yıllık geleneği acımasızca eleştirilmiştir.

Eserde ana kahramanın evlenmek istediği ve ailesinden istediği kız yerine onun yaşlı ve çirkin ablasıyla farkında olmadan evlenmesi ana temadır. Burada kültürümüze dair birçok eleştiri vardır :

– Görücü usulüyle evlilik

– Gençlerin nişan döneminde dahi birbirlerini görememeleri

– Duvak

– İmam

başlıca eleştiri noktalarıdır.

Ana kahramanımız sevdiği kızla nişanlandığını sanır ama eserde o kızla doğru düzgün bir karşılıklı konuşmasına yer verilmez. Çünkü bu dönem Türk toplumunda nişanlıların görüşmesine pek olanak yoktur.

Duvak, ise düğün ya da  gelin denilince akla gelen ilk şeylerden biridir. Günümüzde dahi önemini korumaktadır. Ancak eserde sahtekarlık aracı olarak gösterilmiştir. Çünkü gelini görmeyi engelleyen duvak, gelin yerine başka biri ile evlenmesine sebep olmuştur kahramanımızın ! Burada bir subliminal mesaj vardır. Dönemin gençlerini etkileme çabası vardır. Çünkü bu duvak işi değişirse sevgili olmanın birlikte gezmenin de yolu açılır. Zaten günümüzde duvak sadece şeklen vardır. Bu da yapılan çalışmaların başarılı olduğunu gösterir !

İmam, bizim toplumumuzda her zaman hoca olarak bilinen kişidir. Çünkü imam her şeyi bilen, sorunlara çare üreten, başı sıkışanın ilk koştuğu kişi, anlaşmazlıkların çözümünde uzlaştırıcı olan yani toplumun baş köşesinde olan kişidir. Doğumla ezan okumayla başlayan imamla olan bağ, ölümle mezara girinceye dek devam eder. Bir cenaze mezara konulduğunda arkasından ağlayan herkes anne – baba dahil yarım saat sonra mezar yerini terk ederken imam mezarında başında kalarak duasına devam eden kişidir.

İmam toplumumuzda bu denli önemli bir konumda iken günümüzde sahtekar, iki yüzlü ve para için her şeyi yapan insan konumuna getirilmiştir. İşte bu çalışma şair evlenmesi ile temelleri atılan bir çalışmadır. Çünkü imam Müslümandır, Müslüman ise İslamiyeti Araplardan öğrenmiştir. Araplar ise Doğuludur o zaman imam kötüdür gibi bir düz mantık yakalanmıştır.

Eserde de imamın adı Ebu’l Laklaka‘dır. Laklaka’nın kelime manası ise gereksiz – boş konuşan  demektir. Yani Şinasi eseri daha yazarken imama bu ismi layık görerek içindeki kini ortaya dökmüştür aslında. Dolayısıyla eserde bu isimden iyi bir şekilde bahsetmesi beklenemez.

Ebu’l Laklaka, rüşvet alarak Müştak Bey’i sevdiği kız yerine ablası ile evlendirir. Düğün günü bunu fark eden Müştak Bey, soluğu imamın yanında alır. Benim evlendiğim kızın yaşı küçük bu ise büyük dediğinde Ebu’l Laklaka bunun sadece boyu büyük diyerek kıvrak bir şekilde yalan söylemeye devam eder.

İmamı sistematik bir şekilde kötüleme işi ilk olarak şair evlenmesinde başlar ve Yeşilçam sinemalarında zirveye ulaşır. Okur bu filmleri dikkatle irdelerse Şair Evlenmesi’nde bahsedilenle aynı şekilde verilir imam. Siyah cübbe içinde kapkara yüzlü elinde tespihi ile kambur bir şekilde plan kurarak yürüyen bir tip olarak topluma yansıtılır.

ŞAİR EVLENMESİ İNCELEMESİ II

Eser subliminal olarak olarak bu şekilde giderken dikkat çeken bir başka noktası ise geleneksel Türk tiyatrosundan kesitler içermesidir. Örneğin birbirini seven Müştak ve Kumru geleneksel tiyatromuzdaki Çelebi ve Zenne’ye benzer. Yine aynı şekilde Müştak Bey ile Hikmet Bey arasındaki ilişki geleneksel gölge oyunumuzdaki Karagöz ile Hacivat arasındaki ilişkiye benzer. Hikmet aynı Hacivat gibi uyanıkken ve ders vermeye çalışırken Müştak’ta Karagöz’ün saflığı vardır.

Bir başka özellik ise Batak Ese ve Atak Köse adlı kişilerde görülür. Karagöz ve orta oyunundaki mahalleli konuşmasını andıran konuşmalara ve komikliklere bu kişiler sayesinde yer verilir.

Tüm bu değerlendirmeler göz önünde bulundurulduğunda Şinasi’nin bu eserinde Doğu – Batı sentezi kurmayı amaçladığı söylenebilir. Ancak buradaki doğu sadece Türk toplumuna ait değerlerden oluşur. Çünkü Karagöz ve orta oyunu bizim kendi kültürümüzden gelir. İmam bünyesinde İslam’ın karalanması ise Arapların, Farsların ve dinin bu sentez içine sokulmadığının göstergesidir.


Not: Jöntürkler ve devamında gelecek olan İttihatçılar tarafından yaratılmak istenilen bir nesil vardır. Bu nesil Batılı ama Türk, Türk ama Müslüman olmayan bir gençliktir. Şair Evlenmesi bunun ilk temel taşıdır. Daha sonra gelecek olan Tevfik Fikret’in Haluk’un Nesli, ideasında bu açıkça dile getirilmektedir. Haluk, Fikret’in oğludur ve hayalindeki gençliktir. Ne var ki Haluk; önce Hristiyan, sonra Papaz en son ise Piskopos olarak yaşamını geçirmiştir. Bunlara ilk karşı çıkan Mehmet Akif olmuştur. Asım’ın Nesli ideasını buna karşı oluşturmuştur. Asım’ın Nesli için tıklayınız.


 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz