OSMANLIDA İNANÇ KRİZİ VE AKİF PAŞA

0
19

Osmanlı Devleti’nin son döneminde yaşanan Doğu Batı Çatışması beraberinde medeniyet krizine yol açtığı gibi bu kriz derinleşerek inanca da yansımıştır. Batılı olma gayreti ve her türlü musibetin Doğu’ya mâl edilmesi kökeni Doğu olan İslamiyet’e de sıçramış ve bu dönem aydınlarının bir kısmının İslamiyeti sorgulamasına neden olmuştur. Ancak bu aydınlar ne başka bir dine geçebilmiş ne de İslamiyet’e samimi bir şekilde bağlı kalabilmiştir.

İnsanın yaratılışındaki ana unsurlardan olan inanç her zaman bireyin sığınacağı bir liman olmuşken Osmanlı aydınları yaşadıkları bu zorlu süreçte inançlarını da kaybedince adeta okyanusta dalgaların savurduğu bir tekne gibi sağa sola savrulmuşlardır. Bu savruluşun en hazin öyküsünü ise Akif Paşa yaşamıştır. Akif Paşa , devrin zorlu şartlarına rağmen şanı,şöhreti,makamı ve mevkii yani dünyalık her şeyi elde etmişken siyasi sebeplerden dolayı dönemin bir diğer etkili paşası Pertev Paşa ile sürtüşmeler yaşamış ve sonunda bu psikolojik harbi kaybederek Pertev Paşa”nın da etkisiyle II. Mahmud tarafından azledilmiştir.

Dünyanın nimetlerinin her türlüsü den faydalanan ve kendisini bu dünyaya tamamıyla kaptıran Akif Paşa, dönemin bunalımlı ortamında nedeniyle adeta “ahiret” denilen kavramı unutmuş ve içinde bulunduğu bu durumu meşhur ” Adem (Yokluk) Kasidesi” ile dile getirmiştir. Akif Paşa bu kasidesinde özetle ” dünya Akif’e kalmayacaksa, var olmasına da gerek yok, yok olsun” diyerek kendini bu dünyaya ne kadar kaptırdığını dile getirmiş ve ahiret inancının sarsıntıya uğraması nedeniyle bu sefer de dünya yok olursa ne olacağı sorusu ile kendini karşı karşıya bırakmıştır. Bu içinden çıkılması zor olan soruya yine aynı kasidesinde ” yok yoksa yoktur ” manasına gelen

Var ise andadır ancak yoğ ise yoktur yok

dizeleriyle dile getirmiştir.

Akif Paşa”nın bu ruh hali o dönem Osmanlısının ruhen nasıl bir sarsıntı yaşadığını göstermesi bakımından önemlidir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz