A- İlah Kavramı

Her Mabud’a isim olmuştur. Araplar güneşe ilahe derlerdi çünkü onu mabud addediyorlardı.
Bu manada İlah Mabud’dur.
1- Denildiki ; İLAH eliha kelimesinden müştaktır hayrette kaldı manasına gelir.
2- Denildiki ; İLAH kelimesinin aslı Vilah’tır. Vav hemzeye kalb olmuştur. Bu ismi almasının
sebebide her yaratığın onun karşısında hayrette kalmış olmasındandır.
3- Denildiki ; İLAH kelimesinin aslı lahe’dir ve gizlendi manasına gelir.

B- Lügatta İLAH Kelimesi

1- Deve yavrusunun anasına düşkün olması
2- Birine aşırı sevgi ile yönelmek
3- Korkulan bir işin başa gelmesi
4- Başkasının birini kurtarması manasına kurtarmak
5- Filana ısındım, alıştım manasına ısınmak
6- Kulluk etmek, örtünmek, gizlenmek manalarına gelir.

C- İLAH aynı zamanda MABUD manasına gelir.

Arabca’da İlah karşılığı kullanılan Lâhüm, lahüme ve ellâhümme isimleride buradan gelmektedir. Uluhiyet; ubudiyet vezninde kulluk eylemek, ibadet manasınadır. *İbni Kesir tefsiri c.1 s.185

D-Allah Lafza-i Celali

Allah Lafza-i Celâlinin aslının İlah olduğu fakat hemzesinin hafz edildiği ve başına eliflam getirilerek Bârî Tealaya tahsis kılındığı söylendiği gibi. Lafza-i Celâl yalnızca İslam’a mahsus bir isimdir. Hem başka bir kelimeden türetilmemiş, hemde önce bir anlama kullanılırken sonra bu günkü anlama kullanılmamıştır. O doğrudan doğruya hakiki mabudun alemi olarak vaaz edilmiştir.

E-Allah’tan Başka İlah Yoktur

“Allah ile birlikte diğer bir ilah daha edinip tapma, ondan başka hiçbir ilah yoktur“ (Kasas 88)
” O öyle Allah’dırki, ondan başka ilah yoktur. Görülmeyeni ve görüleni bilendir.” ila ahır (Haşr
22)
” Allah’ı bırakıp taptıkları yalancı tanrılar, Rab’binin azap emri geldiği zaman, onlara hiç bir
faide vermedi, ziyanlarını artırmaktan başka bir işe yaramadı” (Hud 101)
Buradan şu anlaşılıyor ki; İLAH kelimesinin Kuran’ı Kerimde kullanılışı iki manadadır. Birincisi mabut hak olsun batıl olsun ayrım yapmaksızın, insanların kendisine tapındığı şeydir. İkincisi mabut hakikaten ibadete layık olan varlıktır.

CAHİLİYE DEVRİNDE İLAH FİKRİ

1- Cahiliye devri insanları, kendilerine sıkıntılı anlarında dua edip yardıma çağırdıkları ilahlar seçiyorlardı.
2- İlahları sadece cinler, melekler ve putlardan ibaret değildi. Onlar daha önce ölen şahıslarada tapıyorlardı.
3- Zanlarınca ilahları onların niyazını işiten ve onlara yardım etmeye muktedir olan varlıklardı.
Cahiliye devrinin bu ilah anlayışını şu ayetlerden de açık ca anlamak mümkündür.
” Onlar kendileri için bir izzet ve kuvvet kaynağı olsunlar diye Allah’tan başka düzme tanrılar edindiler.” (Meryem 81)
” Onlar Allah’ı bırakıp güya kendileri yardıma (mazhar) edilecekleri ümidi ile mabutlar edindiler” (Yasin 74)
*** Burada İnsanın İLAH dan ne beklediği yardımın ne olduğu sorusu da akla geliyor. (mevdudi)
Hizmetcisinden su istese.Hastalığı için doktor çağırsaBunlara dua diyemeyiz. Ancak su için hizmet ci, hastalık için doktor çağırma yerine bu ihtiyaçlarının giderilmesi için bir başka şahıstan veya put dan veya ölüden yardım dilese, dua etse.

Su ve şifa umarak bir put a veya ölüye dua etse putun veya ölünün hastalığa, sıhhat ve sağlığa veya suya hükmünü geçirdiğine tabiat kanunları dışında bir manevi güçle ihtiyaclarını vermesi için gereken sebepler üzerinde hükmünü geçirme kudretine sahip olduğuna inanarak yapsa O şahsı veya Put u ilah edinmiş olur.

Esasen insanın ilah edindiği şeye dua etmesine ondan yardım dilemesine sebep olan düşünce şüphesiski onun tabiat kanunları üzerinde hükmünü geçirmeye ve tabiat kanunlarının nufuzu haricinde bir kuvvete malik olduğunu kabul etmeye götüren düşüncedir.

“Gördünmü o heva ve hevesini tanrı edinen kimseyi? Şimdi onun üzerine senmi bir bekci olacaksın.” (Furkan 43)

” Yoksa onların Allah’ın izin vermediği şeyleri. O fâsit dinlerinden kendilerine şeriat çıkarıp yapan ortaklarımı var.” (Şura 21)

” Onlar Allah’bırakıp bilginlerini, rahiplerini, Meryem’in oğlu Mesih’i tanrılar edindiler. oysaki tek bir tanrıya kulluk etmek için emr olunmuşlardı……ila ahır (Tevbe 31)
Bu ayeti Kerimeler dende İlah kelimesinin daha önce geçen manalarından apayrı bir manaya geldiği görülmektedir.

Burada tabiat kanunlarının üzerine hükmünü geçiren bir otorite tasavvurundan eser yoktur. İlah edinilen ya insanlardan birisi veya bizzat insanın kendi nefsidir.

İlah anlayışı ve ilah edinmeler, insanların onlara dua etmelerinden veya kendilerine zarar ve fayda vereceğine inanmalarından, yahutta kendisinden mükafat beklenilen birisi olmasından ileri gelmez.

Bu ilah edinmeler onların emrettiğini yapıp neh ettiğinden sakınmaları, helal ve haram kıldığı şeylerden onlara uyarak emirlerini ilahi bir kanun telakki etmeleri, onların bizzat emretme ve yasaklama yetkisine sahip olup, ondan üstün bir otoritenin olmadığı inancına saplanıp kalmalarındandır.

Adiy Bin Hatem Hadisi

Mescitte Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem) etrafında sahabelere “Onlar Allah’bırakıp bilginlerini, rahiplerini, Meryem’in oğlu Mesih’i tanrılar edindiler. oysaki tek bir tanrıya kulluk etmek için emr olunmuşlardı……ila ahır (Tevbe 31) Ayetini okurken. Tay Kabilesi reisi olan Adiy bin hatem şöyle der ” Ey Allah’ın resulü; ben eskiden Hiristiyandım hiristiyanlığı iyi bilirim. Biz hiç bir zaman alimleri, rahipleri rab edinmedik onlara ibadet de etmedik der. Bunun üzerine Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem) “Onlar Allah’ın helal dediğini haram kılıyordu, haram kıldığını da helal kılıyorlardı sizlerde onu helal olarak kabul etmiyormuydunuz” dedi?

Nefsini İlah Edinmek

“Gördün mü o heva ve hevesini tanrı edinen kimseyi? Şimdi onun üzerine senmi bir bekci olacaksın.” (Furkan 43) Ayetinden anlaşılan; nefsinin arzularına uyan ve nefsinin isteklerini her şeyin üstünde gören kimse nefsini kendisi için ilah edinmiş olur.

” Yoksa onların Allah’ın izin vermediği şeyleri. O fâsit dinlerinden kendilerine şeriat çıkarıp yapan ortakları mı var.” (Şura 21) Bu Ayet’i Kerim’e de Allah’dan başka ilah kelimesi yerine ortaklar kelimesi kullanılmıştır (şüreka) Buradaki maksat uluhiyette Allah’a ortak tutmadır. Sulta sahibi bir şahsın veya topluluğun Allah’ın emrine dayanmayan, bir kanun, bir şeriat bir belge meydana getirmesi uluhiyetlik taslamak ve ilahlık iddiasında bulunmaktır.

İlah Kelimeleri Arasındaki Mantıki Bağlantı

İLAH kelimesinin yukarıda geçen çeşitli manaları arasında mantıki bir bağlantı vardır.
Ne olursa olsun herhangi bir şeyi kendisi için veli, yardımcı, kötülükleri uzaklaştıran, ihtiyaçlarını gideren, duasını kabul eden, zarar ve fayda vermeye gücü yeten bir varlık olarak görürse, tabiat kanunları çerçevesi dışında olan bütün bu manalar inandığı şeyin bu alem nizamı üstünde bir otoriteye sahip olduğunu kabul etmesinden ileri gelmektedir.

Yine bir kimse birinden korkar, ondan sakınır, onun gazabının kendisine zarar vereceğine, hoşnutluğunun fayda sağlıyacağına inanırsa onun bu inancının ve hareketinin kaynağı, kendisinde bu vasıfları gördüğü varlıkta bu kainat üzerinde bir otoriteye sahip olduğu tasavvurunun zihninde yer etmesinden doğmaktadır.

Netice itibariyle yüce Allah’a inandıktan sonra ihtiyaçlarını ondan başkasına arz eden kimsenin bu inancı onu Allah’a şirk koşmaya sevk eder.

Aynı şekilde kim Allah’tan başkasının hükmünü kanun sayar, emir ve yasaklarını uyulması gereken bir yol telakki ederse onun üstün otoritesini kabul etmiş ve Allah’tan başka ilah edinmiş demektir.

Uluhiyetin aslı öyle bir otoritedir ki ister insanlar onun bu alemde tabiat kanunlarına hakim olduğuna inansın. İsterse dünya hayatında onun emrine itaatkar ve irşadına bağlı olduğunu, onun emrinde itaatı ve boyun eğmeyi gerektirdiğini kabul etsin netice aynıdır.

1985 – SİVAS

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz